Birbirinden keyifli Gözde Mekanlar bugunbugece.com'da! Brunch, yemek, konser davetiyeleri hediye... http://www.bugunbugece.com/istanbul/Gozde-Mekanlar/
Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Haziran 2010 Çarşamba
21 Nisan 2010 Çarşamba
Yeni Sinema Günleri 23 Nisan'da başlıyor...
Yeni Sinema Hareketi sivil bir insiyatif. Sinemayı öncelikle bir sanat olarak gören, sinema ürünleri arasında herhangi bir ayrım gözetmeyen, sinema alanındaki dayanışma ve işbirliğinin artmasını hedef alan, evrensel değerlerle uyumlu bir TSinema Kültürü'nün ülkemizde yerleşmesini isteyen, insan haklarını temel esas alan, kişisel çıkarlar yerine etik değerleri gözetmeyi ilke edinen sinemacıların oluşturduğu bir sivil insiyatif aslında.
Altyapı çalışmaları uzun zamandır konuşulan bu oluşumun kurucuları, uzun metraj sinema filmi üreten yönetmen ve yapımcılar. Benzer ilkeleri benimseyen sinemacılar da zamanla bu insiyatifte yer alacak gibi görünüyor...

İşte bu oluşum, Mart ayı sonunda bir basın toplantısıyla kendini tanıttı ve 23 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında Ortaköy Feriye Sineması’nda "Yeni Sinema Günleri" adlı bir etkinlik düzenleyeceklerini açıkladı. Gerçekleştirilecek bu etkinlikte; son dönemde yurtiçi ve yurtdışında pek çok festivale katılmış ve toplam 150 ödül kazanmış 17 film, 17 gün boyunca, bir şenlik havasında izleyicilerle buluşacak.

Yeni Sinema Günleri, benzeri etkinliklerden farklı olarak, bizzat filmin yönetmen ve yapımcıları tarafından organize ediliyor. Ayrıca sinemaseverler, film gösterimlerinin ardından sinemanın cafe’sinde düzenlenecek söyleşilerle, filmlerin yönetmen, yapımcı ve oyuncularıyla buluşma fırsatı yakalabilecek.
Bu etkinliğin ayırt edici bir diğer özelliği ise kısa bir süre önce film gösterimlerini durdurmak zorunda kalan Ortaköy Feriye Sineması’nda düzenlenmesi. Feriye Sineması bu vesileyle 17 gün boyunca açık kalacak. İstanbul’da kültürel hayatın önemli bir parçası olan sinemaların ardı ardına kapandığı veya Emek Sineması gibi zor günler geçirdiği günümüzde Yeni Sinema Günleri, sinema salonunda film izlemenin önemine bir de bu yönüyle dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Gösterilecek filmlere ilişkin programa www.yenisinemahareketi.com adresinden ulaşılabilir.
Hepimize iyi seyirler...

Nefin Huvaj
bugunbugece.com üyesi
Altyapı çalışmaları uzun zamandır konuşulan bu oluşumun kurucuları, uzun metraj sinema filmi üreten yönetmen ve yapımcılar. Benzer ilkeleri benimseyen sinemacılar da zamanla bu insiyatifte yer alacak gibi görünüyor...

İşte bu oluşum, Mart ayı sonunda bir basın toplantısıyla kendini tanıttı ve 23 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında Ortaköy Feriye Sineması’nda "Yeni Sinema Günleri" adlı bir etkinlik düzenleyeceklerini açıkladı. Gerçekleştirilecek bu etkinlikte; son dönemde yurtiçi ve yurtdışında pek çok festivale katılmış ve toplam 150 ödül kazanmış 17 film, 17 gün boyunca, bir şenlik havasında izleyicilerle buluşacak.
Yeni Sinema Günleri, benzeri etkinliklerden farklı olarak, bizzat filmin yönetmen ve yapımcıları tarafından organize ediliyor. Ayrıca sinemaseverler, film gösterimlerinin ardından sinemanın cafe’sinde düzenlenecek söyleşilerle, filmlerin yönetmen, yapımcı ve oyuncularıyla buluşma fırsatı yakalabilecek.
Bu etkinliğin ayırt edici bir diğer özelliği ise kısa bir süre önce film gösterimlerini durdurmak zorunda kalan Ortaköy Feriye Sineması’nda düzenlenmesi. Feriye Sineması bu vesileyle 17 gün boyunca açık kalacak. İstanbul’da kültürel hayatın önemli bir parçası olan sinemaların ardı ardına kapandığı veya Emek Sineması gibi zor günler geçirdiği günümüzde Yeni Sinema Günleri, sinema salonunda film izlemenin önemine bir de bu yönüyle dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Gösterilecek filmlere ilişkin programa www.yenisinemahareketi.com adresinden ulaşılabilir.
Hepimize iyi seyirler...

Nefin Huvaj
bugunbugece.com üyesi
14 Nisan 2010 Çarşamba
Precious / Acı Bir Hayat Öyküsü
Bugün, en iyi yardımcı kadın oyuncu ve en iyi uyarlama senaryo dallarında 2 Oscar kazanan "Acı Bir Hayat Öyküsü (Precious)" adlı filmden bahsedeceğim sizlere.
Baş karakter Precious obez, öz babası tafından defalarca taciz ve tecavüze maruz kalmış, annesinin nefret ve kıskançlıkla şiddet uyguladığı, Harlem'de yaşayan 16 yaşında zenci bir genç kızdır. (Zaten tüm bunlar bile alt alta yazıldığında yeterince dramatik...)
(Gabourey Sidibe rol aldığı ilk filmle "En İyi Kadın Oyuncu" dalında Oscar’a aday gösterildi.)
Sıradan bir yönetmen ve sıradan oyuncularla, bayağı bir "Küçük Emrah" filminden öteye gidemeyecekken, Precious rolünde Gabourey Sidibe ve annesi Mary rolündeki Mo'Nique adeta devleşiyor. Yönetmen Lee Daniels ise değişik açılar veya animasyonları bir kenara bırakıp filmi gerçek başrollerine, oyunculara teslim ediyor. Bunun sonucunda "klişe" olarak nitelendirilebilecek bir çok sahne midenize yumruk yemişsiniz etkisi bırakıyor.
(Mo'Nique "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" dalında aldığı Oscar’ı hak eden bir performans sergiliyor.)
Precious kendi çıkmazında debelenirken, bir an için bile empati yapmayı denerseniz, onun ısrarla yaşama mücadelesi vermesine şaşırabilirsiniz.
Acı Bir Hayat Öyküsü, kasvetli ve boğucu havasına rağmen sizi salondan umutla uğurlayan bir film...
Fatma Çınar
bugunbugece.com üyesi
Baş karakter Precious obez, öz babası tafından defalarca taciz ve tecavüze maruz kalmış, annesinin nefret ve kıskançlıkla şiddet uyguladığı, Harlem'de yaşayan 16 yaşında zenci bir genç kızdır. (Zaten tüm bunlar bile alt alta yazıldığında yeterince dramatik...)
Sıradan bir yönetmen ve sıradan oyuncularla, bayağı bir "Küçük Emrah" filminden öteye gidemeyecekken, Precious rolünde Gabourey Sidibe ve annesi Mary rolündeki Mo'Nique adeta devleşiyor. Yönetmen Lee Daniels ise değişik açılar veya animasyonları bir kenara bırakıp filmi gerçek başrollerine, oyunculara teslim ediyor. Bunun sonucunda "klişe" olarak nitelendirilebilecek bir çok sahne midenize yumruk yemişsiniz etkisi bırakıyor.
Precious kendi çıkmazında debelenirken, bir an için bile empati yapmayı denerseniz, onun ısrarla yaşama mücadelesi vermesine şaşırabilirsiniz.
Acı Bir Hayat Öyküsü, kasvetli ve boğucu havasına rağmen sizi salondan umutla uğurlayan bir film...
Fatma Çınar
bugunbugece.com üyesi
13 Nisan 2010 Salı
Emek Sineması'nın zor günleri...
Türk sineması deyince ilk akla gelen; Yeşilçam sokağında, 86 yıllık bir sinema geçmişini dokusunda taşıyan Emek Sineması, "İstanbul, Beyoğlu" denilince pekçoğumuzun aklına gelen en eski sinemalardan biri.

Özellikle festival takipçileri için bambaşka bir yeri var bu sinemanın. Bağımsız sinema salonlarından biri olmasıyla da sinema sanatının geleceğine dair büyük öneme sahip. Ancak en önemlisi, kültürel miraslarımızdan biridir Emek Sineması! Bağımsız sinema deyince akla gelen ilk mekanlardan biridir, hepimizindir... Ve şimdi kamuoyunun desteğini bekliyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ulaştırılmak üzere yazılan dilekçeye bugüne kadar 400'e yakın kişi imza atmış. 3 Nisan'daki Film Festivali alternatif açılış partisinde bu sayıya yüzlerce imza daha eklenmiş durumda.
Sosyal tarihimizde, kültürel geçmişimizde en değerli sinemalardan biri olarak yer etmiş Emek Sineması'nın karşı karşıya kaldığı bu duruma tepkiler sürüyor... Siz de, Emek Sineması'nın korunmasına yönelik imzanızı; isminiz, soy isminiz ve mesleğinizi şu adrese mail göndererek atabilirsiniz: onay@emeksinemasiniyasatalim.org

Nefin Huvaj
bugunbugece.com üyesi

Özellikle festival takipçileri için bambaşka bir yeri var bu sinemanın. Bağımsız sinema salonlarından biri olmasıyla da sinema sanatının geleceğine dair büyük öneme sahip. Ancak en önemlisi, kültürel miraslarımızdan biridir Emek Sineması! Bağımsız sinema deyince akla gelen ilk mekanlardan biridir, hepimizindir... Ve şimdi kamuoyunun desteğini bekliyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ulaştırılmak üzere yazılan dilekçeye bugüne kadar 400'e yakın kişi imza atmış. 3 Nisan'daki Film Festivali alternatif açılış partisinde bu sayıya yüzlerce imza daha eklenmiş durumda.
Sosyal tarihimizde, kültürel geçmişimizde en değerli sinemalardan biri olarak yer etmiş Emek Sineması'nın karşı karşıya kaldığı bu duruma tepkiler sürüyor... Siz de, Emek Sineması'nın korunmasına yönelik imzanızı; isminiz, soy isminiz ve mesleğinizi şu adrese mail göndererek atabilirsiniz: onay@emeksinemasiniyasatalim.org

Nefin Huvaj
bugunbugece.com üyesi
7 Nisan 2010 Çarşamba
Sinema: Ölümcül Tuzak / The Hurt Locker
Bugün sizlere 82. Oscar Ödül Töreni’nden 6 Oscarla ayrılan Ölümcül Tuzak adlı filmden bahsedeceğim. Orijinal adıyla The Hurt Locker 2009 Temmuz’unda Türkiye’de gösterime girmiş olmasına rağmen ne seyirciden, ne de sinema eleştirmenlerinden yeterince ilgi görmemişti. Film, aldığı Oscarlar'ın ardından tekrar vizyona girdi.

Film, The New York Times’ın Irak eski sorumlusu olan gazeteci Chris Hedges’in “Savaş bir bağımlılıktır” sözüyle açılışını yapıyor. Hedges’e göre savaş anında hissedilen adrenalin, bir bağımlılık haline gelebiliyor. Bu adrenalin duygusu veya vatanı ve insanları için çok önemli bir şey yaptığı hissi sivil hayatta karşılık bulamayınca yoksunluk dönemi başlıyor.

Filmde ise, Irak’ta sıcak savaşın ortasında bombaları imha etmekle yükümlü olan 3 kişilik bir ekibin başından geçenleri izliyoruz. Vurdumduymaz takım lideri William James, korkak Eldrich ve her zaman plan dahilinde hareket etmeyi seven Sanborn’dan oluşan ekibin kendi içinde yaşadığı çatışmalar da filmde önemli bir yer tutuyor. Bir bomba – bir bomba daha – değişik bir bomba - çatışma – bomba gibi kısır bir döngüde olan filmin hikaye eksikleri iyi yönetmenlik ve iyi kurguyla kapatılıyor.
Film bir çok eleştirmen tarafından antimilitarist olarak nitelendirilmesine rağmen, ben kişisel olarak filmde antimilitarist bir mesaja rastlayamadım. En İyi Yönetmen dalında Oscar kazanan ilk kadın yönetmen olan Kathryn Bigelow’un ödülünü Amerikan Ordusu'na adaması da zaten var olduğuna şüphe duyulan antimilitaristliğin üstüne tuz biber oldu.

Senarist Mark Boyle, Irak’ta askerlere iliştirilmiş gazeteci olarak görev yapmış bir isim. O yüzden senaryonun gerçekçi olmasını umuyoruz, ama senaryo Irak’ta görev yapmış olan bir çok kişi tarafından yerden yere vuruldu. Bomba İmha ekibinin yalnız 3 kişi olarak bombanın bulunduğu bölgeye gitmesi, bombaların her şart altında defüze edilmeye çalışılması fazlasıyla kahmanvari. Çünkü Irak’taki bomba imha ekiplerinin, imha yöntemi kabloları kesmek veya tetikleyiciyi bulmak değil bombanın güvenli bir şekilde patlatılması üzerine kuruluymuş.
Ölümcül Tuzak, hem bir savaş filmi olarak, hem de En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo dallarında kazandığı Oscarlarla fazlasıyla tartışılacak bir film.
Fatma Çınar
bugunbugece.com üyesi

Film, The New York Times’ın Irak eski sorumlusu olan gazeteci Chris Hedges’in “Savaş bir bağımlılıktır” sözüyle açılışını yapıyor. Hedges’e göre savaş anında hissedilen adrenalin, bir bağımlılık haline gelebiliyor. Bu adrenalin duygusu veya vatanı ve insanları için çok önemli bir şey yaptığı hissi sivil hayatta karşılık bulamayınca yoksunluk dönemi başlıyor.

Filmde ise, Irak’ta sıcak savaşın ortasında bombaları imha etmekle yükümlü olan 3 kişilik bir ekibin başından geçenleri izliyoruz. Vurdumduymaz takım lideri William James, korkak Eldrich ve her zaman plan dahilinde hareket etmeyi seven Sanborn’dan oluşan ekibin kendi içinde yaşadığı çatışmalar da filmde önemli bir yer tutuyor. Bir bomba – bir bomba daha – değişik bir bomba - çatışma – bomba gibi kısır bir döngüde olan filmin hikaye eksikleri iyi yönetmenlik ve iyi kurguyla kapatılıyor.
Film bir çok eleştirmen tarafından antimilitarist olarak nitelendirilmesine rağmen, ben kişisel olarak filmde antimilitarist bir mesaja rastlayamadım. En İyi Yönetmen dalında Oscar kazanan ilk kadın yönetmen olan Kathryn Bigelow’un ödülünü Amerikan Ordusu'na adaması da zaten var olduğuna şüphe duyulan antimilitaristliğin üstüne tuz biber oldu.

Senarist Mark Boyle, Irak’ta askerlere iliştirilmiş gazeteci olarak görev yapmış bir isim. O yüzden senaryonun gerçekçi olmasını umuyoruz, ama senaryo Irak’ta görev yapmış olan bir çok kişi tarafından yerden yere vuruldu. Bomba İmha ekibinin yalnız 3 kişi olarak bombanın bulunduğu bölgeye gitmesi, bombaların her şart altında defüze edilmeye çalışılması fazlasıyla kahmanvari. Çünkü Irak’taki bomba imha ekiplerinin, imha yöntemi kabloları kesmek veya tetikleyiciyi bulmak değil bombanın güvenli bir şekilde patlatılması üzerine kuruluymuş.
Ölümcül Tuzak, hem bir savaş filmi olarak, hem de En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo dallarında kazandığı Oscarlarla fazlasıyla tartışılacak bir film.
Fatma Çınar
bugunbugece.com üyesi
26 Mart 2010 Cuma
Sinema: “Günışığı” Temizleme Şirketi
Bugün İstanbul Erkek Lisesi’nde ücretsiz gösterimi olan güzel bir filmden söz etmek istiyorum size:“Günışığı” Temizleme Şirketi.

Orijinal adıyla “Sunshine Cleaning” 2008 yapımı çok hoş bir seyirlik. Özellikle de vizyondaki filmleri değil, festival filmlerini izlemeyi tercih edenler için hoş bir deneyim olabilir.
Olumsuz görünen bir durumun açılımları da olumsuz olacaktır diye bir koşul yok elbette... Dışarıdan baktığımızda, ilk akla gelen anlamını düşünerek yargıladığımız pek çok şey, aslında görünenin ardındakini görmeye çalıştığımızda farklı yorumlar sunabilir bize. Film biraz da bu temaya vurgu yapıyor alt metinde.
Annelerinin ölümünün ardından hayata ve birbirlerine tutunmaya çalışan iki farklı karakter... Farklı yapıdaki bu iki kız kardeş, umdukları mutlu hayata ulaşamamışlardır. Çocuğunu tek başına büyüten eski amigo kız - abla, zeki ve sorumsuz küçük kız kardeş, bir suç mahali temizleme şirketi kurarlar: Günışığı Temizleme Şirketi. İntihar ve cinayet mahallerinde temizlik yaparken başlarına gelmeyen kalmaz. İzlerken, bu durumdan mutsuz olmalarına hiç şaşırmayacağınızı düşünürsünüz, ancak onlar mutlu olmanın yolunu küçük güzel şeylere tutunarak bulmuşlar...
Keyifli bir seyirlik...
Nefin Huvaj
bugunbugece.com üyesi

Orijinal adıyla “Sunshine Cleaning” 2008 yapımı çok hoş bir seyirlik. Özellikle de vizyondaki filmleri değil, festival filmlerini izlemeyi tercih edenler için hoş bir deneyim olabilir.
Olumsuz görünen bir durumun açılımları da olumsuz olacaktır diye bir koşul yok elbette... Dışarıdan baktığımızda, ilk akla gelen anlamını düşünerek yargıladığımız pek çok şey, aslında görünenin ardındakini görmeye çalıştığımızda farklı yorumlar sunabilir bize. Film biraz da bu temaya vurgu yapıyor alt metinde.
Annelerinin ölümünün ardından hayata ve birbirlerine tutunmaya çalışan iki farklı karakter... Farklı yapıdaki bu iki kız kardeş, umdukları mutlu hayata ulaşamamışlardır. Çocuğunu tek başına büyüten eski amigo kız - abla, zeki ve sorumsuz küçük kız kardeş, bir suç mahali temizleme şirketi kurarlar: Günışığı Temizleme Şirketi. İntihar ve cinayet mahallerinde temizlik yaparken başlarına gelmeyen kalmaz. İzlerken, bu durumdan mutsuz olmalarına hiç şaşırmayacağınızı düşünürsünüz, ancak onlar mutlu olmanın yolunu küçük güzel şeylere tutunarak bulmuşlar...
Keyifli bir seyirlik...
Nefin Huvaj
bugunbugece.com üyesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
